Ambulans
Servislerinin tarihsel gelişimine baktığımızda ülkeler arasında, o ülkedeki yerel
koşullara paralel bazı farklılıkların ortaya çıktığı görülür. Bunlar için en
belirgin örnekler, Amerika, İngiltere, Almanya ve Fransa’dır. Nerdeyse bütün
dünyanın bildiği 911 Acil Çağrı numarası, Amerika ve Kanada gibi ülkelerde her
türlü acil çağrı ( sağlık, güvenlik, yangın, patlama, saldırı vb.) için
kullanılan ve güvenlik teşkilatının daha ön planda olduğu bir sistemdir. Bu
organizasyonda o bölge veya şehirde görev yapan polis, itfaiye ve ambulans ekiplerinin
tek bir kişiye bağlı olmasının getirdiği bir kolaylık vardır. Sorumluluk ve
finansmanın tek bir yerde toplanması bu ekiplerin idaresi ve desteklenmesinin önünü
açmaktadır.
Avrupa ülkelerine baktığımızda, organizasyonun tarihsel
bazı nedenlerden ötürü belirgin farklılıklar taşıdığını görürüz. İkinci
Dünya Savaşından sonra başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde askeri ve
güvenlik teşkilatlarının yok olması, bunun yanında savaş sırasında ve sonrasında
itfaiye teşkilatlarının çok önem kazanması nedeniyle ambulans hizmetleri güçlü
itfaiye teşkilatlarının içinde yürütülmeye başlanmıştır. Hala birçok bölge ve
eyalette birazda asıl kaynağın belediyede olması nedeniyle ambulanslar itfaiye
merkezlerinden yönetilmektedir. Buradaki yönetilmenin ülkemizdeki yönetimden büyük
farklılıklar olduğunda belirtmemiz gerekiyor. Avrupa’da itfaiye merkezlerine gelen
acil çağrılar genel de fazla sorgulanmadan kayıt altına alınmakta ve standart
prosedürlere göre itfaiye görevlisi tarafından olaya göre, itfaiye aracı, kurtarma
aracı, ambulans, doktor aracı veya helikoptere çıkış verilmektedir. Bu merkezlerin
ülkemizdeki gibi inisiyatif kullanma, medikal olayları değerlendirme ve hastane
bağlantılı bir organizasyona girmeleri gibi yetkileri veya yetenekleri yoktur.
İngiltere’de biraz daha farklı olarak bir özel sektör kuruluşu gibi organize olmuş
ambulans servisleri vardır ve bu servisler itfaiyeden ayrı bir merkezden
yönetilmektedir ve personelin eğitimleri, finans kaynakları kendilerine aittir.
Fransa’da ise şehirden şehire, bölgeden bölgeye farklılıklar göze çarpar ve
diğer ülkelerden farklı olarak hekimlerin işin içine biraz daha fazla girdiği
gözlenilmektedir.
Acil bir durumda telefonla yardım istemeye kalktığınızda
içinde bulunduğunuz ülkeye göre farklı numaralar, farklı organizasyonlarla
karşılaşırız. Amerika’da 911, Almanya’da 112 İngiltere’de 999, Fransa’da 15,
Japonya’da 119, İsrail’de 101, bunlara birkaç örnek. Ayrıca birçok Avrupa
ülkesinde bunların yanında polis, yerel ambulans organizasyonlarının ayrı
numaraları da mevcuttur. Son yıllarda Almanya’da 112 İtfaiye merkezinin dışında
bazı eyaletlerde 7 rakamlı ambulans numaraları başlamıştır ve aradığınızda
sadece ambulans organizasyonu yapan bir merkezle karşılaşmaktasınız.
| Gelelim ülkemizdeki duruma, bilindiği gibi
ülkemizde 112 Ambulans, 155 Polis, 110’da İtfaiye Merkezlerinin numarasıdır.
(Almanya’da 110 Polis Merkezi için kullanılmaktadır.) Niye 112 Ambulans için
seçilmiştir. Açıkçası bu kararı veren kişi ve kuruluşu biz hala öğrenemedik.
Muhtemelen telekomun alt yapısının yenilendiği 80’li yılların sonunda Avrupa’da
112’nin acil çağrılar için ortak numara olarak tavsiye edilmesinin etkisiyle, bu
numaraya en uygun kuruluş olarak Ambulans Hizmetlerinin seçilmesi söz konusudur.
Bilindiği gibi daha önceki yıllarda polis 055, itfaiye 010, ambulans serviside 077’yi
kullanmaktaydı. 077 Hızır Acil Servis olarak Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir
Belediyelerinin ambulans, teknik altyapı, şoför ve maddi destek vermesi, Sağlık
Bakanlığının sadece hekim görevlendirilmesi ile 1986-1993 yıllar arasında daha çok
hasta taşımacılığına benzer bir sistem olarak ülkemizde kullanılmış ve şimdiki
112 Acil Sağlık Hizmetlerinin temelleri bu yıllarda atılmıştır. 1985 yılında da
bazı ana arterler ve turistik bölgelerde bir merkeze bağlı olmadan araç telefonu ile
ulaşılabilen gezici ambulans ekipleri Sağlık Bakanlığı tarafından bir süre
denenmiş, daha çok trafik kazaları için kullanılmıştır. |
Şu anda geldiğimiz noktada, şöyle bir tablo ile karşı
karşıyayız. Bir süre 154 Trafik, 155 Polis olarak hizmet veren emniyet teşkilatı,
155 numarası altında merkez yapısını teknolojik olarak daha da geliştirmiştir. Daha
çok sayıda aracı yöneten hatta bazı şehirde araç takip sistemini, araç
bilgisayarlarını kullanmaya başlayan, merkezdeki çağrı karşılayıcı polislerini
sabitleyip, eğiten bir yapıya doğru hızla ilerlemektedir. İtfaiye teşkilatları ise
özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi Büyükşehirlerde belediyelerin bu hizmete daha
fazla kaynak ayırması ile sadece yangına su sıkan değil, her türlü yangına
(kimyasal,biyolojik) uygun ekipman ve araçlarla müdahale eden, araç kazaları ve
göçüklere çağdaş teknolojik araçlarla ve eğitimli personelle hızla müdahale eden
bir yapıya kavuşmuştur. Diğer şehirler ve küçük belediyelere doğru da bu yeni
anlayış yayılmaktadır.
Asıl konumuz olan ambulans servisleri özellikle 1994
yılından sonra Sağlık Bakanlığı’nın bu hizmeti sahiplenmesi, kaynak ve kendi
yapılanmasında yer ayırması ile 112 Acil Sağlık Hizmetleri olarak kısa sürede tüm
ülkeye aynı standartlarda yaygınlaşmış ve hızla teknolojik ve bilgi düzeyini
artırmıştır. 90’lı yılların başında Avrupa ve Amerika’daki gelişmiş
sistemlerin yanında son derece primitif, eğitimsiz ve teknolojik açıdan geri kalmış
112 Ambulans hizmetleri, bugün birçok Avrupa ülkesinin önünde ülke koşullarına en
uygun kendi çözümünü yaratmış, dünyaya model olabilecek bir yapıya gelmiştir.
Bunda en büyük etken ambulanslar ve acil servislerde görev yapan hekimlerin bu hizmete
sahip çıkması, diğer sağlık personeli ile birlikte bir aile gibi ekip
anlayışının geliştirilmesi, ülkemizdeki başta trafik kazaları olmak üzere acil
hastalıkların sıklığı ve Sağlık Bakanlığı üst yönetiminin tabandan gelen
önerilere ve her türlü gelişimine açıklığıdır. Geldiğimiz noktada 112 ambulans
servisinde görev yapan yöneticisinden, çağrı karşılayıcısına, eğitimcisinden,
ambulansta her koşulda acil sağlık hizmetini vermeye çalışan hekim, sağlık
personeli ve sürücüsüne kadar tüm personelin büyük özverisi, olaya sahiplenmesi
ayrıca incelenmesi gereken bir olgudur.
Bugüne kadar yönetmeliklerden personel standartlarına,
ambulans malzemelerinden araç tiplerine, telsiz kodlarından kullanılan formlara,
kıyafet standartlarından eğitim dökümanlarına kadar yazılı ve yazılı olmayan
tüm kuralları yaratan bu ekip Komuta Kontrol Merkezinin nasıl bir yapıda çalışması
gerektiğine, telefonun hangi numaraya bağlı olacağına ve hangi merkezden
çalışacağına da karar verebilecek bir vizyon ve misyona sahiptir.
Sonuç olarak kendi organizasyon yapısını tanımlamış,
finans kaynaklarını yaratmış, Avrupa standartlarında sertifikalı eğitim
programını başlatmış, her türlü teknolojik ve bilimsel gelişmeye açık bir
yapının, polis ve itfaiye benzeri diğer kuruluşlarla koordinasyonu ve olayın şekline
göre birlikte müdahale yöntemleri, bu teşkilatlarla birlikte yapılacak bir
düzenlemeye bağlıdır. Bu konuda da son günlerde sevindirici gelişmeler vardır.
Ülkemizdeki haberleşme alt yapısının ve bilgisayar teknolojisinin gelişmesine
paralel olarak bu teşkilatlar arasında işbirliği yolları artmakta ve bu konuda da
ülkemize uygun bir model geliştirilmektedir. 1-4 Mayıs 2005 tarihinde derneğimizin
Sağlık Bakanlığı ve merkezi Almanya’da bulunan köklü kuruluş Johonniter Unfall
Hilfe ve Johannier Akademi ile birlikte İstanbul’da gerçekleştireceği kongre de bu
konu bilimsel olarak masaya yatırılacak ve çözüm yolları tartışılacaktır.
Acil Sağlık Hizmetlerine gönül veren, bilgi üreten herkesi
ülkemizde ilk kez gerçekleştirilecek böylesi bir kongreye bekliyoruz.
Saygılarımla
Dr.M.Turhan SOFUOĞLU
AAHD Başkanı