Haberler
|
112 TEK NUMARA ve ANTALYA GERÇEĞİ |
|
Son yıllarda yazılı ve görsel basın ve internet yolu ile ülkemizde de Avrupa’da olduğu gibi acil numaralarının tek bir numara altında birleştirileceği, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü aracılığı ile Hollanda Matra Projesi kapsamında Antalya ve Isparta illerinin bu proje için pilot iller olarak seçildiği ile ilgili yazılar ve yorumları hep birlikte izliyoruz. 2005 yılından bu yana sürdürülen bu proje kapsamında Antalya ve onun yedeği olarak Isparta illerinde bu hizmetin verilmesi amacı ile bina, donanım, yazılım ve haberleşme alt yapısı hazırlanmıştır. Eylül 2007 de yeni inşa edilen 112 Acil Çağrı Merkezi binası hizmete açılmış, 5 Ağustos 2009 tarihinde Antalya Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 112 Komuta Kontrol Merkezinde görev yapan sağlık personeli Valiliğin yazılı talimatı ile 112 Acil Çağrı Merkezi hizmet binasına taşınmıştır. 01 Aralık 2009 tarihinden itibaren de ihaleyi kazanan Aselsan firmasının hazırladığı yazılım programı kullanılarak acil çağrılar karşılanmaya başlamıştır. Halen Antalya ilindeki 112 Acil Çağrı Merkezi içerisinde sağlık ve itfaiye birimleri görev yapmakta, 110 dan gelen ihbarlarda 112 numaralı telefona yönlendirilmekte, 155 ve 156 merkezleri kendi binalarında görev yapmakta ve bu numaralara gelen çağrılar kendi merkezlerinde karşılanmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı Proje kanun ve yönetmeliklerle desteklenmediği için merkezlerini boşaltmamış sadece koordinasyon amacı ile az sayıda personelle 112 Acil Çağrı Merkezinde hizmet vermektedir. 112 numarasının daha önceden acil sağlık hizmetleri için kullanılması nedeni ile nerdeyse işin tüm yükü sağlık personelinin üzerine yıkılmış durumdadır. Binanın yönetimi bir Vali Yardımcısı ve bir idari müdüre bağlı olup bina içinde ayrıca İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı MOBESE birimi ayrı bir katta hizmet vermekte, Valilik Kriz Merkezi de aynı bina içinde yer almaktadır. Avrupa Birliği ( AB ) üye ülkeleri arasında serbest dolaşım hakkının olması ve artan transport ve ticaret sonrası çok sayıda Avrupa Birliği vatandaşının ülkeler arasında dolaşması, bu ülkelerde de acil durumlarda farklı numaraların kullanılması nedeni ile 2002’de sonuçlanan Avrupa Birliği direktifleri, 112’yi Avrupa tek acil çağrı numarası olarak belirlemiştir. Bu direktifler ile her AB ülkesinde, vatandaşlarının diğer acil numaraları bilmeleri ve aramalarının yanında, 112’yi arayarak acil yanıt sistemini aktive edebilmelerinin sağlanması istenmektedir. 2002 tarihinde yayınlanan Avrupa Birliği Genel Hizmet Talimatları’nın 26. Maddesinde Avrupa Tek Acil Çağrı Numarasından bahsedilmekte ve özetle; 1. Üye ülkeler, ulusal acil çağrı numaralarına ek olarak, halka açık, tüm telefon hizmetlerini de içeren telefonlardan Avrupa Tek Acil Çağrı Numarası 112’nin ücretsiz olarak aranabilmesini sağlamalıdırlar. 2. Üye ülkeler, acil sistemi ulusal organizasyona en uygun şekilde idare edilmesini sağlamalıdırlar, denilmektedir. Yani AB mevzuatının incelenmesinden Avrupa Tek Acil Çağrı Numarası 112’nin ulusal acil çağrı numaralarına ek olarak uygulamaya konulmasının istenildiği, ulusal düzeydeki tüm acil çağrı numaralarının ülke uygulaması bakımından mutlaka 112 çatısı altında birleştirilmesi şartının konulmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifade ile, Avrupa Tek Acil Çağrı Numarası 112 uygulaması, üye ülkeler arasında serbest dolaşım imkanının getirilmesi ile AB vatandaşlarının diğer üye ülkelerde seyahat ederken karşılaşacağı acil durumlarda zorluk çekmeden bütün ülkelerde ortak olan bir numaradan yardım isteyebilmesini sağlamak amacı ile yapılan bir düzenlemedir. Avrupa ülkelerinin bir çoğunda hala ulusal acil çağrı numaraları (ambulans, itfaiye, polis) kullanılmaya devam edilmekte ve o ülke vatandaşları çoğunlukla daha önce kullandıkları polis, itfaiye ve ambulans çağrı numaralarını kullanmaktadır. Sadece az sayıda küçük yüzölçüm ve nüfuslu ülkelerde (Hollanda, Finlandiya, Estonya, Lüksemburg, Slovenya vb.) çağrı sayısının azlığı, bir merkezden tüm ihtiyacın karşılanabilmesi nedeni ile tek merkez ve tek numara uygulamasına geçilmiş, bizim gibi büyük nüfuslu ve vaka sayısının yoğun olduğu 18 AB ülkesinde ise (Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Polonya vb.) ayrı merkezler ve ayrı ulusal numaraların kullanımına devam edilmiştir. Örneğin Fransa’da 15 ambulans numarası iken 18 itfaiye, 17 Polis için kullanılmaktadır. Avrupa Birliğinin merkezinin bulunduğu Belçika’da ambulans ve itfaiye için 100, polis için 101 numarası halen kullanımdadır. Komşumuz Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya gibi birçok ülkede ayrı numara ve merkezler faaliyetlerini sürdürmektedir. Ancak bu ülkelerin tamamı üyesi oldukları AB’ nin direktifleri gereği olarak mevcut bu merkezlere gelen çağrıları yönlendirmek üzere 112 Acil Çağrı Merkezlerini kurmuşlardır. Tek numara ve tek merkez uygulamasının televizyon dizilerinin de etkisi ile ülkemizde de bilinen en iyi örneği olan ABD’deki 911 de ise ülkemizdekinden farklı olarak gelen tüm çağrılar bir kişi tarafından sonlandırılmakta ve zaman kaybı yaşanmamaktadır. Bunun başarılabilmesi için bu kişinin iyi bir polis olduğu kadar, deneyimli bir itfaiyeci ve en az bir paramedik kadar sağlık bilgisine sahip olması gerekmektedir. ABD’de bu konuda en iyi olanlar bu telefonun başına oturtulmakta ve bunun yanında iletişim, stresle başa çıkma ve afet yönetimi gibi birçok konuda özel eğitimlere tabi tutulmaktadırlar. Şu an için bu konuda deneyimli Avrupa ülkelerinde bile bu nitelikte elemanlar bulunamadığından ve birazda yönetim sistemlerinin ABD deki eyalet yönetim sistemlerinden farklı olması nedeni ile bu uygulamaya geçilememiş yukarıda bahsedilen ara çözümler bulunmuştur. Ülkemize gelince Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetleri diye adlandırılan acil ambulans hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelik ve yönergeleri halen yürürlükte olup Antalya ve Isparta illeri dışında bu uygulama aynen devam etmektedir. Yani 112 numarasına gelen çağrılar Sağlık Bakanlığının bu iki il dışındaki tüm illerinde aynı yazılım ve sağlık personeli tarafından karşılanmaktadır. Ülkemizin her ilinde aynı standartlarda teknik alt yapıya sahip bir komuta kontrol merkezi, nüfusa göre planlanmış istasyonlar ve acil yardım ambulansları, kara ambulansları yanında ülke düzeyinde hizmet veren 17 helikopter ambulans, her türlü hava şartlarında hizmet verebilen kar paletli ve arazi özellikli ambulanslar, motosiklet ve bisikletli sağlık ekipleri, deniz ambulansları ve bunları yönetme kabiliyetine sahip eğitimli sağlık personelleri ile ulusal model olmuş bir sistem söz konusudur. Şu anda ülke düzeyinde 2009 yılı sonu itibarı ile 2235 ambulans sayısı, 2009 yılı içerisinde 1.180.000 vaka sayısı, ilk on dakikada vakaya ulaşma süresi ülke ortalaması olarak % 93 oranlarına ulaşılmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen ve tüm ülkede kullanılan Digital Çağrı ve Operasyon Yönetim Sistemine ait yazılım programı ile dünyada ilk kez bu büyüklükte bir ülkede tek bir merkezden ülkedeki tüm ambulansların takibi, gelen tüm acil sağlık çağrılarının kayıt altına alınması, telefon ve telsiz görüşmelerinin geriye dönük dinlenebilmesi, resmi ve özel tüm hastanelerin başta yoğun bakım olmak üzere yataklarının ve kritik öneme sahip ekipmanları ve personelinin anlık olarak izlenebilmesi, her türlü kara, hava ve deniz aracının merkezden yönetimi ve izlenebilmesi, acil hastalarla ilgili hasta kayıtlarının takibi ve tüm bu operasyonların Bakanlık ve il düzeyinde yönetim ve takibi kurulan bu sistem ile yapılabilmektedir. Ülkemizde sağlık alanında bu olumlu gelişmeler yaşanırken, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Matra Projesi kapsamında incelediği tek ülke olan Hollanda örneğinin nüfus ve acil çağrı sayısı bakımından diğer AB ülkelerinden farklı bir uygulamayı benimsemesi nedeni ile sanki tüm Avrupa ülkelerinde tek merkez tek numara uygulaması varmış gibi değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak projenin Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin bile uygulayamadığı bir şekilde gerçekleştirmeye çalışması Antalya ve Isparta modelini ortaya çıkarmıştır. Antalya ve Isparta illerindeki uygulama ile gerek idari yapılanma, organizasyon, teknik alt yapı ve yazılım programından kaynaklanan bir dizi sorun ortaya çıkmıştır. En önemlisi Sağlık Bakanlığının her iki il ile yazılım üzerinden koordinasyon ve iletişimi tamamen ortadan kalkmıştır. Daha da vahimi, Antalya’da oluşturulan uygulama sonucunda çağrı geldikten sonra ilk 10 dakikada ambulansların vakaya ulaşma süresi % 95’lerden % 70’lere inmiştir. Bunun nedeni gelen çağrıların üç aşamalı bir karşılama sistemi ile değerlendirilmesi, yani Avrupa’daki ülkelerin ortak sorunu olan ambulans, itfaiye ve emniyeti ilgilendiren çağrıların bir ön karşılayıcı tarafından ayıklanmaya çalışılması sonucu oluşan vakit kaybıdır. Aynı zamanda ambulansların tıbbi danışma amacı ile merkezdeki hekimlerden destek alabilmeleri de zorlaşmış, hekimsiz ambulanslar bazı tıbbi uygulamalarda sorunlar yaşamaya başlamıştır. Diğer bir sorunda bu yazılım sistemi üzerinden diğer tüm illerde başarı ile sürdürülen hastane yoğun bakım yataklarının ve kritik cihazlar ile personelin takibinin yapılamamasıdır. Sağlık Bakanlığı üzerinden bu illerdeki afet koordinasyonu, il düzeyinde tüm ambulansların ve hastaneler arası sevklerin yönetiminin yapılması da imkansız hale gelmiştir. Antalya Sağlık Müdürlüğü’nün ve İl Ambulans Servisi Başhekimliğinin 112 Komuta Kontrol Merkezi ile idari ve operasyonel bağlantısının zayıflaması da ayrı bir sorundur. Antalya ve Isparta illerine kullanılan acil çağrı karşılama yazılım programı Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen yazılımın çok çok gerisinde olduğu gibi sağlık açısından ihtiyacı da karşılayamamaktadır. Sağlık Bakanlığının hastane öncesi acil sağlık hizmetleri için yapılan ülke istatistiklerinin değerlendirilmesi neticesinde, 112 ye gelen sağlık çağrılarının % 85’i diğer kurumlarla koordinasyonu gerektirmeyen acil sağlık çağrılarıdır. Bu sistemde diğer kurumlarla koordinasyon gereken % 15’lik çağrı için geri kalan %85’lik acil sağlık çağrısının sonuçlandırılmasında zorluklar yaşanmaktadır. Koordinasyon gerekmekte olan olaylarda da eskisine göre daha kötü bir uygulama ile karşılaşılmakta, itfaiye ve polis ile diğer illerde kayıt altına alınabilen bir telsiz, telefon iletişimi varken, proje illerinde kayıt altına bile alınamayan, son derece iptidai bir iletişim yaşanmakta, aynı bina içinde ayrı dünyalarda hizmet verilmektedir. Bu uygulama ile vatandaşlarımızın en temel hakkı olan sağlık hizmetlerine ulaşımı zorlaştığı gibi hizmetin yönetimi ve sevkinde de aksamalar gözlemlenmektedir. Sağlık Bakanlığının ülke düzeyinde geliştirdiği ve Avrupa ülkelerine bile örnek olan hastane öncesi acil sağlık hizmetleri yapılanmasının, AB direktiflerinin yanlış yorumlanması ve uygulanması ile iş görmez hale getirilmesi, mevcut sistemin bu yolla sekteye uğraması telafisi olmayan sonuçlara yol açmaktadır. Bu proje için harcanan kaynağın büyüklüğü de ayrı bir inceleme konusudur. Bu projenin sadece Antalya ve Isparta illeri için ihale edilen yazılım ve donanım bedeli 8 milyon TL. dir. Bina ve içindeki mefruşat, personel ve işletme giderlerini de üzerine ekleyince projenin maliyetinin büyüklüğü yanında elde edilen sonuç ibret vericidir. Tüm illerde bu maliyetlerin harcanacağı da göz önüne alınırsa yürüyen ve başarılı bir sistemin bozulması için bu kadar paranın gözden çıkarılmasını akıl almamaktadır. Sağlık Bakanlığı yukarıda açıklanan rakamın neredeyse yarısına tüm şehirlerdeki Komuta Kontrol Merkezlerinin yazılım ve donanımını satın almış ve örnek bir model oluşturmuş, başarıyla da işletmektedir. Sonuç olarak Sağlık Bakanlığının ivedilikle bu pilot uygulamaya müdahale ederek diğer illere yaygınlaştırmadan önce düzenlenmesini sağlaması hayati bir önem taşımaktadır. Bu amaçla halen kullanımda olmayan ve sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş ayrı bir üç rakamlı numara acil sağlık hizmetleri için tahsis edilmeli, acil sağlık komuta kontrol merkezlerinin hizmetlerini mevcut yazılım, donanım ve personel yapısı ile sürdürmesi sağlanmalıdır. 112 numarası da AB ülkelerinde olduğu gibi acil numaraları bilmeyen yabancı ülke vatandaşları veya olayın hangi birimle ilgili olduğunun bilinmediği durumlar için Valilikler bünyesinde Kriz Merkezleri ile birlikte kullanılmalıdır. Çağımızda bu merkezler arasında teknolojik olarak etkili ve hızlı bir iletişimin kurulması, son derece kolay ve maliyeti oldukça düşük bir yöntemdir. Bu yolla birçok Avrupa ülkesinin yaptığı gibi AB direktiflerine de uyum sağlanmış olduğu gibi bir hayati önem taşıyan bir yanlıştan da dönülmüş olur. Bu arada Acil Ambulans Hekimleri Derneği olarak Sağlık Bakanlığının pilot iller olan Antalya ve Isparta’da ki uygulamaları mercek altına alarak bu yanlıştan dönülmesi için üst düzeyde çalışmalara başladığını da ayrıca sizlerle paylaşmak istiyoruz. Dernek olarak bünyemizde barındırdığımız üyelerimizin 20 yılı aşkın süredir bu alandaki deneyimleri ile neredeyse tüm ülkelerdeki hastane öncesi acil sağlık hizmetlerini yerinde inceleme veya o ülkelerdeki meslektaşlarımız aracılığı ile değerlendirebilme imkanımız olmuştur. Bu bilgi birikimi ve iş deneyimi, ülkemizin idari yönetimi, insan ve kültürel yapısına en uygun uygulamayı hayata geçiren bir kadronun içinde yer almamız ve yıllarca Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapmamız nedeni ile bu konudaki bilimsel değerlendirmemiz ve uyarılarımızın göz önüne alınacağı ve geç olmadan bu hatadan dönüleceği umudunu taşıyarak açıklamamızı sizler ve kamuoyu ile paylaşıyoruz.
ACİL AMBULANS HEKİMLERİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU |

